En Güçlü Olduğun Yerde, Ne Kadar Büyüyebilirsin?
Bir masada en güçlü sensen, belki de kendine sorman gereken ilk soru şudur: Burada gerçekten büyüyor muyum, yoksa yalnızca olduğum yerde mi kalıyorum?
İnsan, zamanla kendisini çevreleyen insanların düşüncelerine, alışkanlıklarına ve bakış açılarına benzemeye başlar. Bu yüzden kimlerle vakit geçirdiğimiz, yalnızca sosyal çevremizi değil, düşünce dünyamızı da şekillendirir.
Herkesin seni dinlediği, fikirlerine itiraz etmediği, söylediklerini sorgulamadan onayladığı bir ortam ilk bakışta konforlu görünebilir. Fakat itirazın olmadığı yerde düşünceler ne kadar derinleşebilir? Farklı seslerin duyulmadığı bir ortamda insan, kendi sınırlarını nasıl fark edebilir?
Bazen en büyük engel, kendimizi yeterince iyi hissettiğimiz yerlerdir. Çünkü sürekli takdir edilmek, zamanla sorgulanma ihtiyacını unutturabilir. Oysa insanın gelişimi, yalnızca bildiklerini anlatmasıyla değil, bilmedikleriyle karşılaşmayı göze almasıyla başlar.
Senden daha bilgili, daha deneyimli ya da olaylara bambaşka bir pencereden bakan insanların yanında bulunmak, her zaman kolay değildir. Bazen susmayı, dinlemeyi, fikrini yeniden gözden geçirmeyi, hatta yanıldığını kabul etmeyi gerektirir. Fakat bunlar bir eksiklik değil, zihinsel olgunluğun göstergesidir.
Gerçek özgüven, her ortamda kendini ispat etmeye çalışmak değil; senden daha fazlasını bilen birinin yanında küçülmeden, öğrenmeye açık kalabilmektir.
Üstelik mesele yalnızca bilgi ve deneyim de değildir. İnsan ilişkilerinde de benzer bir durumla karşılaşırız. Kimi insanlar egomuzu besler, kimi insanlar ise potansiyelimizi ortaya çıkarır. Kimi yanımızda kendimizi hep haklı hissederiz, kimi yanımızda ise düşüncelerimizi yeniden tartarız.
Elbette her itiraz değerli, her güçlü görünen insan öğretici değildir. Önemli olan, çevremizdeki insanların bizi ne kadar onayladığı değil; düşüncemize, karakterimize ve hayata bakışımıza ne kattığıdır.
Bazen bir masadan kalkmak, bir çevreden uzaklaşmak ya da alıştığımız konforun dışına çıkmak gerekir. Çünkü insan, yalnızca kabul gördüğü yerlerde değil, kendisini yeniden düşünmeye davet eden ortamlarda da gelişir.
Belki de hayatımızdaki en önemli seçimlerden biri, kimlerle aynı masada oturacağımızdır. Çünkü her masa bir şey öğretir; bazıları yalnızca kendini tekrar etmeyi, bazıları ise dünyaya başka pencerelerden bakmayı…
Şimdi kendine şu soruyu sor:
Hep en güçlü olduğun masayı mı seçiyorsun, yoksa seni geliştirecek masada oturabilecek cesareti gösterebiliyor musun?
Unutma; bir masanın en güçlü insanı olmak, o masanın sana katabileceği her şeyi öğrendiğin anlamına gelmez. Bazen gerçek büyüme, kendinden daha fazlasını öğrenebileceğin bir masada yer bulmakla başlar.
Selin Alptekin

Yorumlar
Yorum Gönder